Okulun ilk yılı. Bir gün derse gitmek için dışarı çıktım. Bir de ne göreyim??Kar yağmış. Üstelik tüm sokak, kaldırımlar karla kaplı. 'Bu karın üstünde nasıl yürünür ki?' diye düşünmüştüm. Sonra sonra karın üstünde yürümeye, hatta düşmeden yürümeye alıştım tabii. E İstanbul da Kanada değil . Aylarca kar altında kalmıyor şehir. O nedenle alışmak çok zor olmadı. Bundan birkaç yıl sonra, sanırım mezuniyetime yakındı, yine İstanbul'a kar yağmıştı. Okul tatil, dersler sınavlar iptal, otobüsler de öyle. Bir yere gidemiyoruz. Kendimizi kaldığımız yurdun önüne attık, karda eğlenmeye çalışıyoruz. Bir arkadaşla birlikte kardan adam yapalım dedik. Ben Hatay'lı, arkadaşım Adana'lı, iki kar görmemiş beceremedik tabii. Biz karı avuç avuç alıp üst üste koymaya çalışıyorduk. İmdadımıza sokaktaki çocuklar yetişti: 'Öyle yapılmaz ablaaa' diye bize nasıl kardan adam yapılır öğretttiler. Önce küçük bir kar topu yapıyormuşsun, sonra onu yuvarlıyormuşsun. O küçük kar topu büyüyormuş yuvarlanırken.
![]() |
Gülru ve İbrahim kara bulanırken |
![]() |
Kar topu oynarken |
Çocuklara küçük de olsa bir kardan adam yapayım dedim. Karşı binadan bir çocuk kocaman bir kardan adam yapmıştı bile. Beceremedim yine.
![]() |
Kardan adamla hatıra fotografı |
Biz de eve çıkıp buzdolabını kardan adam yaptık.Bir arkadaşım linki göndermişti, şurada gördük.Bayıllldılar çocuklar.Çok keyif aldılar,çok mutlu oldular. Hergün babalarına gösteriyorlar: 'Baaak baba biz naaptık' diye. Karşısına geçip svinçle kıkırdıyorlar :'hihihii çokk güzel ollduuu.' Kendileri emek harcayınca çok kıymetli oldu. Kendileri renklere karar verdiler, çizdiler, kestiler,yapıştırdılar. Ben sadece bantları koparıp verdim ve onları yönlendirdim.