İbrahim ve Güzide ile California'dan sonraki uçak yolculuğumuzun istikameti Türkiye idi. Bu kez daha uzağa, okyanus ötesine uçacaktık. Artık kucakta bebek değillerdi. Güzide yeni yeni yürümeye başlamış, İbrahim ise yürümeyi sağlamlaştırmıştı. Başka bir deyişle kollar havada değildi yürürken. Daha zor olacağı belliydi. Ama memleket hasreti işte. Yine ani bir kararla düştük yollara. Bu kez daha sıkı hazırlık yaptık.
Yolculuğun başında çektiğim resimlerden. Sonrasında kim düşünür resim çekmeyi'??? |
Arabaya bağlanınca isyan edilir. |
Emziğe düşkünlüğü o zaman mı başlamıştı yoksa? Her ağladığında ağzına sokuveriyorduk. |
Uçakta oyalanmaları için sevdikleri oyuncaklardan, kitaplardan yanıma almıştım ama hiç işe yaramadı açıkçası. Belki yeni şeyler olsaydı daha çok ilgilenirlerdi ama o zaman uçağın içinde ya da beklemelerde havaalanında cirit atmayı tercih ettiler. Boşu boşuna bir torba ıvır zıvır taşıdık.
Almanya'da, Münih idi yanlış hatırlamıyorsam, aktarma yaptık. Ama iki uçuş arası sadece 45 dakika olduğundan uçağı kaçırmıştık. Bir sonraki uçak 7 saat sonraydı. Tam Noel zamanıydı. Havaalanında in cin top oynuyor. Dükkanlar kapalı. Havayolu şirketinin görevlileri bize battaniye falan verdiler. Neyse ki çocuklar için yanıma bolca yedek çamaşır almıştım. Hepimiz yorgunuz. Çocuklar yine bir baştan bir başa koşturdular. Sonra arabalarında uyudular. Babaları da çekti bir battaniye uyudu. Ben??? Gözümü kırpmadım. Ya biz uyurken çocukları alır götürürlerse diye paranoya yaptım.Uyumadığım saatlerin sayısı 24'ü çoktan geçmişti.
Türkiye'ye vardığımızda tüm yorgunluğumuzu unuttuk diyemeyeceğim. Çocuklar hasta oldular. Birkaç gün boyunca kustular. Saat farkına alışma süreci de cabası. İyileşip, uyku-yeme düzeni tutturana kadar geri dönüş vakti gelmişti. Topu topu 3 hafta kalmıştık. Eve dönünce de yine saat farkına alışma süreci geçirdiler. Gecede 10'ar kez uyanmaya başladılar.Gitmeden önce okumuştum bir yerlerde. Doğudan batıya gidince mi yoksa batıdan doğuya gidince mi saat farkına daha kolay alışılıyordu hatırlamıyorum. Güneşte,aydınlıkta çok vakit geçirin diyordu okuduğum yazılarda. Bir de çocuklara yemeklerini eski düzene göre değil de bulunduğunuz yerin saatlerine göre verin diyordu. Hasılı tövbe etmiştim o zaman,bir daha asla demiştim. Aradan zaman geçince, memleket özlemi tekrar hissedilmeye başlayınca:' Aman canım gidilir de 2 aydan kısa süre için gitmemek lazım'a çevirmiştim lafı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder