3 Kasım 2012 Cumartesi

Bardağı Taşıran Damla

O son damla ne kadar buyuk olmali? Ya da bardak ne kadar dolmuş olmalı ki taşıversin??

Ne doldurmuş benim bardağımı??
   -İstediğim pantolonu bulamadım.Birkaç yere daha bakmak isterken Gülru hanımın parkaa parkaa naraları pes ettirdi beni.
    -Sokaktaki insanların giyim kuşamlarına baktım; bir de  -çok şükür- verdiğim kilolar nedeniyle üzerimden düşen pantolonuma, sürekli giyilmekten bin yıllık gibi görünen tuniğime baktım. Paspallığım canımı sıktı.
   -Ben eve donmek istedim, evde unuttugum telefonumu almak ve küçük hanımın karnını doyurmak için. Yırttı kendini, yerlere attı.Sonunda sakinleşti güç bela. Hadi ablayı abiyi okuldan alıcaz deyince başladı ağlamaya 'Men ev ittiyom'..Türkçesi evde kalalım, dışarı çıkmak istemiyorum demek. haydaaaa....
- Okul dönüşü kemer takmıycaamm sıkı geliyor itirazları Güzide hanımdan yükseldi her zaman ki gibi. İki ağlama arasında 'Uyuycaaz mıı?' diye soruverdi. Uyku yok bugün deyince sustu. Derdi oymuş.
- Uyku yok ama aşı var. Eksik aşıları tamamlıyoruz. Caddenin karşısında aile sağlığı merkezi. Aşıyı duyunca İbrahim efendi ben yoruldum oraya kadar yürüyemem diye mızmızlanmaya başladı. Doldur hepsini arabaya, arabaya binme kavgasını izle,yolun karşısına geç,arabayı parket, arabadan inme kavgasını seyret.

Baksan eften püften şeyler. Herrrrgün yaşanan, ve de yaşanacak olan son derece sıradan olaylar dizisi....

Bardağı taşıran damlaya bakalım bir de...

   Densiz bir hemşireye rastladık. Her zamanki hemşire yokmuş, o bakıyormuş onun yerine. İnsanca muameleyi öğrenememiş. Nezaketten,adabdan uzak. Tepeden bakan, azarlayan ses tonuyla konuşan , her şeyi ben bilirimci üslübu, mutsuz , gülemeyen hemşire. Karşısında ezilip büzülmeyen, elini eteğini öpecek vatandaş bulamayınca naapacağını şaşıran hemşire...Yani son damla..!!!

   Tüm günümüzü mahvetti o son damla. Bardak öyle ağzına kadar dolmamıştı. son damla çok büyük geldi de taştı bardak. Aşılar bitti. Ağlayan çocukları kırtasiyeye,markete götürdüm gönüllerini aldım. Ama öfkem devam etti. Binada eve çıkmak için asansörü beklerken Güzide  'Anne sen dışarda neden kızgınsın?' diye sormasa içimden bir Dexter Morgan fırlayıverecekti. Yavrucuğun tedirgin bakışları beni biraz sakinleştirdi. Ama tam düzeltemedi.

   Tahammül seviyesi eksiye düştü bir kere. Yoksa ben kuzularla tüm öğleden sonra doktorculuk oynar bebeklerini 1000 kere muayene ederdim; ya da krem rengi koltukların üzerinde mandalina yemelerine müsaade eder, keçeli kalemle koltukları boyamalarına ses çıkarmazdım; onlarla piknikçilik oynar, ağzıma tıktıkları oyun hamuru parçalarını nefis olmuş diye kebap niyetine yerdim; getirdikleri 20 küsür kitabı 50şer kere okurdum...

Ah o son damla olmayaydı eyiydi..



   

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder